Ben hep bir kişilik sustum. Öyle ya; yeni dünya düzeni, konjonktür, küresel sermaye ve kişi başına düşen milli gelir böyle istiyordu. Para babaları, karısını aldatanlar, zalimi alkışlayanlar da. Ben hep bir kişilik susmak zorundayım. Sustum. On beşinde zorla evlendirilenler, lise terkler, oğlu Alamancılar ve arabasının arkasına “babam sağ olsun” yazanlarYazının Devamı–>

Neyine güveniyorsun? dedi adam. Gönlüme! dedi delikanlı… Hikâyenin sonu bu. Bu kadar yani. “Gönlüme! dedi delikanlı. Bu kadar… Her son yeni bir başlangıç değil mi zaten… Yazının bundan sonraki kısmı “Neden kalbime demedi acaba?” diyenleri ilgilendiriyor. Yani bu soruyu sormadıysan okuma dost. Oktay Sinanoğlu der ki; başka dillerde Gönül’ün karşılığıYazının Devamı–>

Öyle imgeler, simgeler bana göre değil hiçbir zaman da olmamıştır. Anlasam belki severim ama anlamıyorum. Düz bir adamım. Edebiyat “okumayı” severim “parçalamayı” sevmem. Anladığımı ve anlatabileceğimi okumayı severim. Hayal de kurmam fazla. Olmayınca üzülüyorum. Herkes tarafından bilinen ve kolay uygulanan duygular tam bana göre. Üzülmek, sevinmek, ağlamak, acı çekmek, aşk,Yazının Devamı–>

Trabzon Fatih‘in fethettiği, Yavuz‘un yönettiği, Kanuni‘nin doğduğu; İklimi sert, erkeği/kadını mert, yüreği dert dolu insanların yaşadığı şehir; Trabzon… Tarihi M.Ö 7. Yüzyıla dayanan, birçok uygarlığı barındırmış doğa harikası… “Trabzon fethedilmeden İstanbul fethedilmiş sayılmaz.” diyen Fatih’in fethiyle İslam’la şereflenerek belki de en büyük eksikliği tamamlayan şehzadeler şehri… Kuzeyde Karadeniz, güneyde BoztepeYazının Devamı–>