Ben hep bir kişilik sustum…

Ben hep bir kişilik sustum. Öyle ya; yeni dünya düzeni, konjonktür, küresel sermaye ve kişi başına düşen milli gelir böyle istiyordu. Para babaları, karısını aldatanlar, zalimi alkışlayanlar da. Ben hep bir kişilik susmak zorundayım. Sustum.

On beşinde zorla evlendirilenler, lise terkler, oğlu Alamancılar ve arabasının arkasına “babam sağ olsun” yazanlar böyle istiyordu. Ben sustum, düzen bozulmadı. Ben sustum, din tüccarları, his tüccarları, aşk tüccarları kazandı. Kırmızı Mercedes’i olanlar, tripleks evlerde yaşayanlar, ayaklarına bir kere bile çamur bulaşmamış olanlar kazandı. Onlar kazandı.

Sustum, ciğerim yana yana sustum. Ümran’a sustum, Aylan’a sustum. Mülteciye tekme atan gazeteciye de sustum. Çünkü parlement içenler, yılbaşı kutlayanlar ve yumurta topuk ayakkabı giyenler böyle istedi. Ben sustum düzen bozulmadı.

Ben sustum. Aslında ben öldüm. Beni öldürdüler. Beni bir Neşet türküsünün nakaratına, Mihribanın sarı saçlarına, Mecnunun ayak basmadık yer bırakmadığı çölüne gömdüler. Ben saçlarının sarı olmadığını, adının da Mihriban olmadığını bile bile oraya gömüldüm. Çünkü küresel sermaye, New Age dinleri ve gayri safi milli hasıla öyle istedi.

Zarifoğlu da, Kafka da, Zweig de susmuştu. Onları da susturmuşlardı. Lâl ettiler. Çünkü Sağ/Sol kavgaları, gözü dönmüş Avrupa ve Sanayi İhtilali böyle istedi. Belki Orhan Gencebay da, bilemiyorum. Ama sustular.

Ben hep bir kişilik sustum. Konuşsam, bir konuşabilsem, gözlerine bakarken ağlamasam mesela her şey değişebilir. Radyoda Ahmet Kaya çalmasa belki değişebilir. Ama çalmasa, söz veremiyorum…

 

18.12.2017

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir