Ben…

Öyle imgeler, simgeler bana göre değil hiçbir zaman da olmamıştır. Anlasam belki severim ama anlamıyorum. Düz bir adamım. Edebiyat “okumayı” severim “parçalamayı” sevmem. Anladığımı ve anlatabileceğimi okumayı severim. Hayal de kurmam fazla. Olmayınca üzülüyorum. Herkes tarafından bilinen ve kolay uygulanan duygular tam bana göre. Üzülmek, sevinmek, ağlamak, acı çekmek, aşk, nefret vs.

Ayarım kalmadı. Çok üzülüyorum, çok seviniyorum, çok ağlıyorum, çok acı çekiyorum, çok nefret ediyorum vesaire. Küçücük bir iğnenin canımı çok acıtacağına inanıyorum mesela. Bu yüzden doktorlara küstüm. Az yok, çok var. Çok yiyorum. Yine de 3 kilo verdim. 3 kilo çok mu? İki hafta için çok.

Duygular da karışıyor bazen. Çok ağlarken çok acı çekiyorsun. Çok severken çok hayal kırıklığına uğruyorsun. Çok korkarken çok cesaretli davranıyorsun. Bunlar karışık şeyler. Bünyem kaldırmıyor. Çok yemek yerken çok kilo verdim söylemiş miydim?

İki duygu bir arada yaşanırken tüm sesler gürültü, tüm görüntüler flu geliyor. Bünyeme ters. Sırasıyla yaşamak istiyorum o da çok zor. Zamanını ayarlayamıyorum. Efkâr hariç ayarlayamıyorum. Sağ olsun geceleri geliyor. Bazen bir şarkı, şiir, çoğu zaman Neşet Ertaş türküsü ile. Çok istikrarlıyım. Çok kilo verdim… üç.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir