Elitizm ve İslam

 

 

 

Ah demokrasi… Güzelim demokrasi…

Hatta Bekir abi diyor ya (Develi) Cânım demokrasi…

 

 

ELİTİZM VE İSLAM

Giriş:

Yönetmek (TDK); Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek, tedvir etmek.

 İnsanoğlu yeryüzünde var olduğundan bu yana farklı yönetim biçimleri ortaya çıkmış ve bu yönetim biçimleriyle ülkeler idare edilmeye çalışılmıştır. Amaç her zaman en mükemmel siyasi sistemi yakalamak olmuştur şüphesiz. Birçok teori ortaya atılmış ve içlerinden birçoğu da uygulanırlığı olmadığı için çöpe atılmıştır. Evet, kâğıt üzerinde gayet güzel hatta insanlığı refaha ulaştırabilecek birçok teori hala daha günümüzde dile getirilmektedir. Peki, bunların kaç tanesi günlük hayatımıza uygulanabilir ve gerçek anlamda toplumumuzu bir kademe daha terakki ettirebilir? Bu tartışılır, tartışılıyor ve tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. İşte bu siyasal teorilerden biri; Elitizm…

Elitizm nedir?

Elitizm (veya seçkincilik), bir elitin veya bir azınlığın yönetmesi gerektiğine inanma veya yönetim işinin bir elit veya azınlık tarafından yapılması anlamına gelir. Teoride Elitizm Normatif, Klasik ve Modern Elitizm olarak 3’e ayrılır. Normatif Elitizmin temsilcisi ünlü filozof Platon’dur (MÖ 427-347). Platon’a göre yönetim en iyilerin ve en akıllıların elinde olmalıdır. Klasik Elitizm, bir reçete sunmaktan ziyade bir olguyu tespit iddiasıyla elit yönetiminin toplumsal hayatın kaçınılmaz ve değiştirilemez bir gerçeği olduğunu ileri sürer. Vilfredo Pareto (1848-1923), Gaetano Mosca (1857-1941) ve Robert Michels (1876-1936) klasik elitizmin belli başlı teorisyenleridir. Modern elitizm, klasik elitizm gibi empirik temelli olmakla birlikte, elit oluşumunu/yönetimini toplumun kaçınılmaz yapısından ziyade belirli ekonomik ve siyasal yapılara bağlamaktadır. “Çoğulcu”, “rekabetçi” veya “demokratik” sıfatlarıyla da anılan modern elitizm modern elitlerin insicamlı ve birleşik bir bütün olmaktan ziyade çeşitli hatlar boyunca parçalanmış olduğunu ve parçalar arasındaki rekabetin elitlere dâhil olmayan kişi ve grupların da demokratik politikada etkili olmalarına fırsat sağlayabileceğini savunur.

Elitizm ve Türkiye

Demokrasiden korkanların asıl korktukları demokrasi değil, bizzat halkın kendisidir. Çünkü halk kütleleri iktidarı ele alırsa hususî ve şahsi menfaatleri yerine geniş kütlelerin menfaatleri ve hakları yürürlüğe girecektir. Bu ise inhisarcı ve istismarcı zümrelerin ve grupların asla işine gelemez. Onlar kendilerine yetecek miktarda bir demokrasiye her zaman taraftar, daha fazlasına yani halkın faydalanabileceği bir demokrasiye her zaman aleyhtar kalırlar. “Biz Demokrasiden Korkmuyoruz”, “Adiloğlu [Esat Adil Müstecablıoğlu], Gerçek, 9 Temmuz 1946

Ah demokrasi… Güzelim demokrasi… Hatta Bekir abi diyor ya (Develi) Cânım demokrasi… Halkın hiçbir zümre ayırt etmeksizin yönetimde söz sahibi olabildiği demokrasi. Türkiye’de yıllardır kâğıt üstünde kalmış, uygulanır olduğunda ise yuhalanmış ve ayıplanmış yönetim biçimi… Elitizm kuramının önüne set çekmek, devletin yönetiminde sadece seçkin ve seçilmişlerin değil tüm halkın yer almasının gerektiğini söyleyen teori. Hani giriş bölümünde bahsetmiştik ya bazı kuramlar “uygulanmış”, bazıları “uygulanmadan çöpe atılmış” diye işte bunlara bazıları da “uygulanmış gibi gösterilmiş“i ekleyebiliriz zannımca…

Günümüzden çıkıp şöyle bir geçmişe uzanınca da ülkemizin uzun süre tek parti tarafından yönetildiğini, açık oy gizli sayımların bir demokrasi ayıbı olduğunu hatırlıyoruz. Biraz daha yakın zamana yaklaştığımızda Çağdaş! Yaşamı Destekleme Derneği  (ÇYDD) başkanı Türkan Saylan’ın “Biz asiliz. Dolayısıyla bizim istemediğimiz bir şeyin bu ülkede olması mümkün değil.” sözleriyle muhatap oluyoruz. Medya patronlarının başbakanlara talimat verdiği hatta makamından indirdiği demokratik bir ülke olduğumuzu, elit teoriyle uzaktan yakından alakamız olmadığını da biliyoruz. “Dağdaki çoban ile benim oyum bir değil”ciler de fazla demokrasiden olsa gerek böyle söylüyorlar.

Yukarıdaki bir kaç dile getirdiğimiz ve daha onlarca dile getirmediğimiz örneklerden yola çıkarsak Elitizm Kuramı her siyasi sistemin içinde vardır, uygulanmaktadır diye düşünüyoruz. Fakat bazılarında ciddi anlamda toplumun en bilgilileri, akıllıları bu sistemde söz sahibi olurken bazılarında toplumun zenginleri, ünlüleri, topçuları ve dahi popçuları söz sahibi olmaktadır.

Erbil Deniz Elitizm ve Türkiye konulu makalesinde konuyu şöyle özetliyor. ” Aradan yıllar geçse bile, bu yönetim biçimi bu şekilde devam edecektir. Belli dönemlerde elitler arası değişim gerçekleşecek, yönetilen kesim yeni birilerini seçme umuduyla bu demokrasi oyununda figüran olarak kalacaktır daima. Yanlışı kabul edip doğrunun karşısına geçmek de, hep kaçış yolu olarak elimizde durmayı sürdürecektir. Kandırılmış olmayı veya bilmiyor olmayı düşünememek, insanlığı hep ikilikte bırakmıştır. Ya daha kötüyü kabul başlar, ya da kendini inkâr…”

 

İslam…

İslam belirli bir yönetim biçimi ortaya koymamıştır. Kur’an ve Sünnet’te belli başlı ilkeler verilmiş ve yöneticiler ve yönetilenlerin bu minvalde hareket etmeleri emredilmiştir. Efendimiz vefatından önce bir yönetici tavsiyesinden bulunmamış, vefatından sonra da 4 halifenin hilafet görevini üstlenmesi farklı tarzlarda gerçekleşmiştir.

 

 

Kur’an-ı Kerim’de yönetime dair ilkeler;

 

Şura: “Şura” ile, yönetim konusunda ilgili tarafların fikirlerinin alınması ve yürürlükteki yönetimin danışma mekanizmasını kullanması kastedilir.

 

  • Onların iş ve yönetimleri aralarında şura iledir. Şura Suresi 38

 

 

  • Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba saba, katı yürekli olsaydın, senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için, iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git. Ali İmran Suresi 159

 

Adalet: Kuran’ın birçok ayetinden “adalet” ilkesinin önemi anlaşılır. Bu, ikili ilişkilerden yönetime kadar gözetilmesi gereken çok temel Kurani bir ilkedir.

 

  • Ey inananlar! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetenler olun. Bir topluluğa kininiz, sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu korunup sakınanlar için daha uygundur . Maide Suresi 8

 

  • Allah sizi din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkartmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Allah adaleti ayakta tutanları sever.-Mümtehine Suresi 8

 

 

Emanetin Ehline Verilmesi: Kuran emanetlerin ehline verilmesini emreder. En önemli emanetlerden biri ise toplumun yönetim kademelerinde yer almaktır. Demek ki bu kademelere becerikli, dürüst, işini iyi bilen kimselerin getirilmesi, Kuran’ın koyduğu temel ilkeler açısından da gözetilmesi gereken bir sorumluluktur.

 

  • Şu bir gerçek ki Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Nisa Suresi 58. Ayet

 

 

Yöneticilerin Yönetilenlerden Olması: Müslümanların itaat etmesi gereken yöneticilerin kendi aralarından olması gerektiği de belirtilmiştir. Bunlara “ulul-emr” denilmiştir ki bunlar toplumun yönetiminde emir yetkisini elinde bulunduran kişilerdir. Bunlar Allah’a inanan, Allah sevgi ve korkusunu içinde taşıyan kişiler olursa; tüm toplum bunun hayrını görür. Toplumsal yaşamanın kaçınılmaz olarak bir hiyerarşiyi gerektirdiğini tüm sosyal bilimciler bilir, toplumsal yaşamın kaostan çıkması, toplumsal yönetimin getirdiği bu hiyerarşinin danışma, adalet gibi ilkeleri uygulamasına ve hiyerarşide yönetme pozisyonunda olanların bu vazifeye uygun kişilerden seçilmelerine bağlıdır.

 

 

  • Ey inananlar! Allah’a itaat edin, Allah’ın elçisine ve sizden olan ulul-emre (yöneticilere) itaat edin. Nisa Suresi 59. Ayet

 

 

Dinde Zorlama Yoktur

 

Mezhepçi İslam’ı benimseyenlerin,  Kuran’la çeliştikleri noktalardan önemli bir tanesi; dini hükümlerin, baskı ve şiddet kullanılarak uygulatılmasını savunmalarıdır. Oysa bu, Kuran’ın birçok ayetine aykırıdır. Bu tutumu yasaklayan ayetlerden biri şöyledir:

 

  • Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki doğruluk ve sapıklık birbirinden ayrılmıştır.-Bakara Suresi 256. Ayet

 

 

Hadis-İ Şerif’lerden Yönetici Ve Yönetilenlere Öğütler;

 

  • Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Hepiniz gözeticisiniz, gözettiklerinizden sorumlusunuz. Lider bir gözeticidir, yönettiklerinden sorumludur. Adam ailesinin gözeticisidir, onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinde gözeticidir, görevli olduğu işten sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının gözeticisidir, ondan sorumludur…” İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

 

  • Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Allah, bir yönetici için iyilik isterse, ona iyi bir yardımcı ihsan eder ki, unuttuğu zaman hatırlatır, hatırladığı zaman da ona yardım eder.

Hayrını istemezse, ona kötü bir yardımcı verir ki, unutunca hatırlatmaz, hatırlayınca da yardım etmez.”

Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.

 

  • Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Yöneticiye öğüt verecek biri, herkesin yanında konuşmasın, başbaşa kalabilecekleri bir yere götürüp, orada konuşsun. Kabul ederse iyi, etmezse o kendi görevini yapmış olur.”

Iyad radıyallahu anh. Ahmed.

 

  • -Bir adamın, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme şunu sorduğunu duydum:

“Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen başkanlar geçerse, nasıl davranalım?”

“Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendilerine, sizin işledikleriniz sizedir.”

Vâil radıyallahu anh. Müslim.

 

  • Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir.”

Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî

 

  • -Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Benim ümmetim sapıklık üzerine bir araya gelmez. Onun için topluluktan ayrılmayın! Allahın kudret eli topluluk üzerindedir.”

İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî

 

 

Sonuç:

– sen de şu elitist demokrasiyi savunuyon dimi

+ yok be.

– ben savunuyorsundur sanırdım. Yani ne bilim öle bi imajın var kafamda sanki.

+ bak, şimdi iki kelimeli tamlamalı şeylerden oluşan şeyler anlamsızıdır gereksizdir hatta. Bu yüzden ben hiç düşünmedim yani elitist demokrasi benim yaşamıma ne katar ne katmaz diye.

-himm.

+ bu önyargı ama. Ve kötüdür önyargılı olmak.

– önyargı mı ön yargı mı onun yazılışı?

+ ilki

– bak tek kelime. Demek ki iyi bişi.

+ Çok yoz bi düşünce bu ya.

– evet. Ve de hatta ben sana çok ileri kültürel, entelektüel, bilgelik dolu bir arkadaşlık vaad etmedim ki…

(alıntıdır)

 

 

 

KAYNAKÇA:

  • Joseph S. Szylıowıcz Çeviri: Bülent Duru, Berk Mesutoğlu, Murat Sevinç. –Türkiye’de Seçkinlerin Kökenleri Üzerine Bir İnceleme/ Mülkiye’nin Rolü
  • Erbil Deniz -Elitizm ve Türkiye
  • http://www.kurandakidin.com/30-kuran-ve-yonetim/- Kur’an daki Yönetim
  • Ali Arslan – Eşitsizliğin Teorik Temelleri: Elit Teorisi
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Elitizm

 

Not: Bu yazı Kırk Deli Gömleği ve İslam kitabından alınmıştır.
Satış Linki
Yazı oluşturuldu 27

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön