Şenol Güneş

 Çocukluk …

1 Haziran 1952 tarihinde tarihinde iz bırakacağı, bir efsane olacağı Trabzon’da dünyaya geldi. Babası kilim dokuma işiyle uğraşan mazbut bir Karadeniz esnafıydı. Güneş zaman zaman babasına yardım eder, akşama doğru da arkadaşlarıyla futbol oynamak için mahalle aralarına dalardı. İlk uğraşı futbol olmasa da tanışması pek geç olmadı. Misketlerinin mazgal arasında kaybolması mıdır bilinmez ama kendi deyimiyle ” Yokluk içinde bizim için en güzel oyun futboldu” diyor Şenol Hoca. Futbolla tanışması bir futbol topuyla olmamıştı Güneş’in. Mahalleye atılmış limon kabuklarıyla oynuyorlardı futbolu…

 

 

Bir Efsane Doğuyor…

Çok geçmeden de yıllarca elinden çıkarmayacağı eldiveni eline geçirdi. Erdoğdu Gençlik Spor’da kariyerine başlayan Güneş kaleci mevkisinde oynamaktaydı. Henüz daha 17 yaşındayken efsaneleşeceği Trabzonspor’un amatör takımına geçiş yaptı. Ardından Sebat Gençlik takımına transfer olan Güneş profesyonelliğe burada adım attı. İlk parlamasını da bu takımda yapan Güneş bir yandan da eğitimine devam ediyordu.

1972 yılında tekrar Trabzonspor’a transfer oldu, eline eldiveni geçirdi ve bir daha bırakmadı. 20 yaşındaydı ve bir yandan da Eğitim Enstitüsüne devam ediyordu. Öğle aralarında Turgay Semercioğlu ile yemek yemeyerek ya da hemen yiyerek öğle aralarında koşu antrenmanları yapardı. Yaklaşık 15 yıl boyunca Trabzonspor’da başarıyla kalecilik yaptı. Bu süreye 6 Türkiye Ligi Şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası, 6 Süper Kupa,3 de Başbakanlık Kupası sığdırdı. Gençlik yıllarında radyolarda büyük futbolcuları dinlerken hayallerini şekillendirdi. Kendi sözleriyle “…Bende onlar gibi ve daha iyisi olmak isterdim.Örneğin bir kaleci top kurtarmışsa,gol yemişse.Hiç gol yemeyen bir kaleci olma hayalim vardı.” Nitekim hiç gol yemeyen bir kaleci olmasa da kırılması oldukça güç olan rekorları kırdı…

1979: Türk futbol tarihinde Süper Lig’de en uzun süre gol yememe rekoru. (1.112 dk)

-1979: Süper Lig tarihinde bir sezonda en az gol yiyen kaleci (6 gol)

Kaleciliği sevmediniz mi soruna cevaben şöyle der; “severek oynamadım ama oynarken gereğini yaptım.Yani başlangıcım severek,isteyerek, planlanmış bir şey değildi.Ama oynadığım zaman işimin gereğini çok iyi profesyonel olarak yaptım.”

Başarısının sırrı şüphesiz mesleğine saygısından geliyordu. Efsane futbolcu Ali Kemal Denizci Şenol Güneş için:” Trabzonspor’da şampiyonluk için G.Saray’la oynuyoruz. Yenersek şampiyon olacağız. Yendik ve akşam eğlenmeye gittik. Saat on mu ne. Kalecimiz Şenol masadan kalktı. “Şenol nereye diye bağırdık?” “Yatmam lazım.” dedi. Şenol her zaman disiplinli biriydi.”

Şenol Güneş, Türk Milli Takımı’nın formasını ise ilk defa 31 Ekim 1976 tarihinde giydi. Malta’ya karşı oynanan bu maç, Şenol Güneş’in ilk milli maçıydı. Güneş, milli formayı 31 kez giydi. Bu maçların 5’inde ise, sahaya kaptan olarak çıktı, 1987’de eldivenlerini duvara astı…

 

 

 Fırtına, İhtilal, Efsane

Güneş’in hayatından ve futbolculuk kariyerinden bahsedipte Trabzonspor’un o yıllardaki başarısından söz etmemek olmaz tabi ki. Anadolu’dan çıkıp İstanbul’un büyüklerine kafa tutarak 1975-76 sezonundan başlayarak 1984-85 sezonuna kadar 6 Türkiye Ligi şampiyonluğu sığdırmıştı Trabzonspor tarihine. Adeta ligi 10 yıl boyunca domine etmiş, sadece İstanbul’un büyüklerine değil Avrupa’nın büyük takımlarına da kafa tutmuştur bir Karadenizli inadıyla. Liverpool’u, İnter’i bu süre zarfında yenerek büyük sempati kazanmış, Dünya kamuoyuna ismini duyurmuştur. İhtilal kelimesi Trabzonsporlular için ancak şimdi anlam kazanabilmişti belki de… İşte Şenol Güneş bu efsane kadronun en önemli parçalarından birisi, kalecisiydi.

 

 

Teknik Patron Güneş

Kolay pes etmeye niyeti yoktu Güneş’in. Futbolculukta gösterdiği başarısını teknik direktörlükte de göstermekte kararlıydı. Nitekim öyle de oldu. 2002 yılında Dünya kupasında Türk Milli takımıyla gösterdiği başarıda UEFA tarafından yılın en iyi teknik direktörü seçildi. Tabi bu zaman zarfına kadar Güneş başka takımlarda teknik patronluk yapmadı mı? İlk olarak efsanesi olduğu Trabzonspor’da kariyerine başlayan güneş sırasıyla Boluspor, İstanbulspor, Trabzonspor (2. Dönem), Antalyaspor, Sakaryaspor’da görev yapmıştı. Çalıştırdığı tüm takımlarda hemen hemen kalbur üstü başarı yakalayan Güneş 16 Ağustos 2000’de 5 yıla yakın görev yapacağı Türkiye Milli Takım Antrenörlüğüne getirildi.

 

 

Dünya Kupası…

“2002 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Şenol Güneş yönetiminde İsveç’in ardından ikinci olan milliler kupaya gitme hakkını da play-off (baraj maçları)’nda Avusturya’ya 1-0 ve 5-0’lık sonuçlarla üstünlük sağlayarak kazanandı. Temelini 1991 yılındaki Akdeniz Oyunları’nda ikinci olan futbolcuların oluşturduğu takım Brezilya, Kosta Rika ve Çin ile birlikte C Grubu’nda yer aldı. Grup maçlarını Güney Kore’de oynayan Ayyıldızlılar ilk maçında Brezilya karşısında Hasan Şaş’ın attığı müthiş golle öne geçmesine rağmen karşılaşmayı 2-1 kaybetti. İkinci maçında da Kosta Rika ile 1-1 berabere kalan milliler, grubun son maçında Çin’i 3-0 yenerek gruptan ikinci olarak çıkmayı başardı. 2. Tur’da ev sahiplerinden biri olan Japonya’yı Ümit Davala’nın attığı golle 1-0 geçen ekip, çeyrek finalde turnuvada Fransa ve İsveç gibi takımları yenen Senegal ile eşleşti. Türk Millî Takımı karşılaşmayı İlhan Mansız’ın attığı altın golle 1-0 kazandı. Sonradan kupayı kazanacak olan, grupta karşılaştığı ve kaybettiği Brezilya’ya yarı finalde (1-0) kaybeden Türk Millî Takımı, Güney Kore’yi 3-2 yenerek Dünya üçüncüsü oldu. Üçüncülük maçında Hakan Şükür maçın başlamasından 10.8 saniye sonra attığı golle FIFA Dünya Kupası tarihinin en hızlı golünü attı ve tarihe geçti. Üçüncülük maçının sonunda Türkiye ile Güney Kore’li futbolcuların kol kola sergiledikleri dostluk görüntülerini seyircileri alkışlaması üzerine, Avrupa basını daha önce olası Türkiye-Güney Kore finali için “kâbus final” derken maçtan sonra “finalin adı Türkiye-Güney Kore olmalıydı” şeklinde başlıklar attı. Kupanın ardından turnuvanın en iyi oyuncuları kadrosuna Rüştü Reçber ve Hasan Şaş seçildi.”

 

 

İlginç bir olay…

Dünyada derece yapan Milli Takıma üçüncülük madalyası 25 tane verilmesi gerekir iken 23 tane verilir. Türk Milli takım kadrosu 25 olduğu için iki eksik gelir. Dönemin Milli Takım Antrenörü Şenol Güneş o madalya boynundan çıkarır ve Milli Takım Malzemecisinin boynuna takar. Yıllar sonra o olayı Şenol Güneş Şöyle Anlatır. Güneş :” Keşke orada herkese verilseydi. Orada herkes madalya almalıydı bir baktım biz madalya alırken o çocuk orada buruk kaldı. Bende çıkardım ona madalyayı verdim. Sonra düşündüm bana diyorlar ya sen o başarıda yoktun. Evet, şuan bunu ispatlayamam çünkü bana orada verilen madalyayı ben o dönemin Milli takım malzemecisine verdim.”…

 

Otorite Mi?

Tarihi zaferlere rağmen Türkiye’deki otoriteler! tarafından Şenol Güneş eleştiriliyordu; giydiği kıyafetten, saç şekline kadar… Milli takımı 2004 Avrupa Şampiyonası’na götüremeyince görevine son verildi. 2004-05 sezonunun ortasında Trabzonpor’da üçüncü dönemine başladı. Takımın başında yalnızca 24 maç kalabildi.

 

 

Türk’ler Uzak Doğu’da

Türk futboluna iz bıraktığı kadar Güney Kore futboluna da iz bırakmış olacak ki Güneş’e ve Türk Futboluna olan sempati hiç bitmedi  Güney Kore’de.  İki yıl futboldan uzak kaldıktan sonra 2007 yılında FC Seul’un başına geçti Güneş. Burada takımıyla 2 yılda 110 maça çıkan Şenol hoca 51 galibiyet, 37 beraberlik ve 21 yenilgiyle başarılı bir grafik çizdi. G. Kore’deki kariyerinde FC Seul’ü 2. yaparak Play-off’lara çıkardı ancak play-off’u kaybetti. 2009 yılında görevinden ayrıldı. Son maçında Koreli futbolseverler Güneş’i Türk bayraklarıyla yolcu etti…

 

 

 

 

 

İlk ve Tek Aşkı Trabzonspor ile Yeniden

“Hâtır, insanın derûnuna lâyıh olup cevelân eden şeye denir.” Mütercim Asım böyle tanımlıyor hatırı. Bu tanımlamayı Güneş için yapsak yerinde olur sanırım. Trabzon’un, Trabzonspor’un, Trabzonsporluların onun derininde öyle yeri vardı ki 4.kez evet dedi Trabzonspor’a. Bilemeyiz belki kırılarak, hırpalanarak, gücenerek ayrıldı Trabzon’dan her seferinde. Bu gücenme Trabzon’a değildi ondan eminiz tabi ki. Düzene, güce, kötü niyete… Bir kez daha aşık olduğu renklerin başındaydı Şenol hoca. Bu sefer her zamankinden güçlü, emin ve diriydi. Şehir O’nun gelişiyle şahlanmış, şampiyonluğa inancı artmıştı. İlk geldiği sezonda Urfa’da Türkiye Kupasını Fenerbahçe’nin elinden alarak başlamış ve beklentileri boşa çıkarmamıştı. İkinci sezonunda Türk Futboluna kara leke olarak çalınan şike davasını takımıyla yaşamış, bunun sonucunda Türkiye Ligi 2.si olmuş, elindeki takım dağılmış fakat UEFA’nın duruma el atmasıyla Trabzonspor tarihinde ilk kez UEFA Şampiyonlar ligine direkt katılma hakkı elde etmişti.

 

 

“Şampiyon”ların Ligi

Ülkelerin en iyi takımlarının katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi bizim ülkemizde farklı bir katılım statüsüne sahiptir. Lig sonunda 1. Olan takım direkt gruplara katılırken 2. Olan takım ön eleme maçları oynar ve başarılı olursa Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya hak kazanır. Trabzonspor bu organizasyona 2011-2012 sezonunda direkt katılmış ve büyük bir başarı göstermişti. Grupta İtalya’nın İnter, Fransa’nın Lille OSC , Rusya’nın CSKA Moskova takımıyla karşılaştı. İlk maçta İnter’i İtalya’da Celustka’nın golüyle 1-0 mağlup etti ve Şampiyonlar Ligi’nde ilk maçında ilk galibiyetini aldı.  28 yıl sonra aynı günde yapılan maçta aynı sonucu elde etmesi de bir başka ilginç olaydı tabi ki. 6 maçın sonunda 7 puanla UEFA Avrupa ligine gitmeye hak kazandı Trabzonspor. Orada da ilk maçlar sonucu Hollanda temsilcisi PSV Eindhoven’a elendi ve o sezonki Avrupa defterini kapattı.

 

 

Ben de Oradaydım!

İnter’i deplasmanda yendik dedim ya bende oradaydım. Nerede İtalya’da mı? Dediğinizi duyar gibiyim. Maalesef o dönemde üniversite öğrencisi olduğumuzdan tabi ki böyle bir durum söz konusu değildi. Gerçi şu an öğretmeniz yine söz konusu değil ama…  Cemil abinin kıraathanesinde büyük heyecanla izliyorduk maçı. O dönem Trabzonspor’un kalesini koruyan şimdilerde Beşiktaş’ın kalecisi Tolga Zengin adeta bir örümcek adam gibi bir o köşeden bir bu köşeden çıkarıyordu topları. Heyecanımız tavan yapmıştı. Oturduğumuz yerde titriyor, herhangi bir gol olması ihtimaline karşı çay almıyorduk. Biliyorduk ki gol olsa havalara uçacağız sonucunda hem bize hem kıraathane sahibine zarar verecektik. Futbolcular üst düzey futbol oynuyorlardı. Colman, Zokora, Tolga, Halil… Beklediğimiz gol 76. Dakikada gelmişti. Bütün kıraathane birbirine sarılıyor, inanamıyor, dönüp dönüp ekrana bakarak golü tasdik ediyorduk. Allah’ım hatırladıkça tüylerim diken diken oluyor. Sonrasında ne mi oldu? Maçın bitimiyle bizim oralarda tam bir bayram havası yaşandı. Konvoylar, horonlar,kolbastılar… Demem o ki; Ben de Oradaydım…!

 

 

Böyle Olmamalıydı…

Üst üste başarısız sonuçlar Şenol Hoca’nın Trabzonspor’daki 4. Döneminin sonunun geldiğini haber verir nitelikteydi. 14 Aralık 2009’da gelip 1 Türkiye Ligi, 1 Türkiye Kupası, 1 Türkiye Süper Kupası sığdırdığı Trabzonspor kariyerine 27 Ocak 2013 tarihinde veda etti. Takımının başında çıktığı 86 maçta 49 galibiyet, 23 beraberlik, 14 mağlubiyet aldı. Üzülerek veda etmiştik Şenol Hoca’ya. Hatırı derin olan Trabzon’da, Trabzonspor’da, Trabzonsporlularla 5. Kez neden olmasın?…

 

 

Sevdiğim Kız Bana Abi Deyince…

Şenol Hoca Trabzonspor’dan ayrıldıktan sonra önce Bursaspor sonra Beşiktaş ile sözleşme imzaladı. Şenol Hocayı ne zaman başka takımın arması altında görsem içimde bir hüzün oluşmuyor değil. Yukarılarda zikretmiştik ya; son derece profesyonel Şenol Hoca. Biz biliyoruz Trabzonspor ve Trabzon onun için hep ayrı yerde ve öyle kalacak…

 

 

Şenol Güneş Futbol Akademisi

Şenol Güneş Türk Futboluna kazandırdığı birçok yetenek ile bu övgüye layık görülmüştü. Öyle ki taşradan topladığı yıldız adayı veya gittiği her kulüpte sorun olup barınamamış futbolcuları bünyesine katıp birer yıldız haline getirmişti. Futbolcular bir elmas gibi elinde parlıyordu Güneş’in. Shota Arveladze, Fatih Tekke, Onur Recep Kıvrak, Egemen Korkmaz, Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Engin Baytar, Volkan Şen, Tolga Zengin, Fernandao, Harun Tekin, Ozan Tufan, Şener Özbayraklı, Cedric Bakambu Şenol Güneş Futbol Akademisinden yetişmiş ve yıldız olmuş futbolculardı. Peki bunun sırrı neydi? Kendi deyimiyle işini profesyonelce yapmak ve çok çalışmak…

 

 

 

Başarıları

Futbolcu olarak

-Trabzonspor (18 Kupa)

-Türkiye Süper Lig (6): 1976, 1977, 1979, 1980, 1981, 1984

-Türkiye Kupası (3): 1977, 1978, 1984

-Süper Kupa (6): 1976, 1977, 1978, 1979, 1980, 1983

-Başbakanlık Kupası (3): 1976, 1978, 1985,

Teknik direktör olarak -Türkiye

-FIFA Dünya Kupası Üçüncülük (1): 2002

-FIFA Konfederasyon Kupası Üçüncülük (1): 2003

-Trabzonspor (5 Kupa)

-Türkiye Kupası (2): 1995, 2010

-Süper Kupa (2): 1995, 2010

-Başbakanlık Kupası (1): 1994, Finalist (1): 1983

Kişisel

-1979: Türk futbol tarihinde Süper Lig’de en uzun süre gol yememe rekoru. (1.112 dk)

-1979: Süper Lig tarihinde bir sezonda en az gol yiyen kaleci (6 gol)

-1979: Türkiye’de Yılın Sporcusu (1)

-1979: Türkiye’de Yılın Futbolcusu (1)

-1994: Türkiye’de Yılın Antrenörü (1)

-2002: Türkiye’de Yılın Teknik Direktörü (1)

-2002: UEFA Dünyada Yılın Teknik Direktörü (1)

-IFFHS Dünyada 21. Yüzyılın en iyi Teknik Direktörleri 51. sıra

-Dünya Klasmanında Türkiye Millî Takımını 7. sıraya oturtan tek teknik direktör.

-Türkiye Millî Takımını FIFA Dünya Kupasında 3. yapan ilk ve tek teknik direktör.

-Türkiye Millî Takımını FIFA Konfederasyon Kupasında 3. yapan ilk ve tek teknik direktör.

-Süper Lig tarihinde en çok galip gelen teknik direktör (222 galibiyet).

-Süper Lig tarihinde en çok puan alan teknik direktör (Bir galibiyeti iki puanlı sistemle olmak üzere 776 puan topladı. Maç başına puan ortalaması 1.76 oldu).

 

 

Güneşizm…

Karakteri ve duruşuyla Türk futbolunda örnek bir kişiliğe sahip olan post-modern bir filozof Şenol Güneş ve oluşturduğu akım Güneşizm. Bu cümleleri sarf etmemizin elbette bir nedeni olmalı. Buyrun;

 

  • Benim için hayatın her döneminde merdivenler vardır. Bunun sonunda bir zirve vardır. Her basamak önemlidir. Basamağın ilkine basmadan o zirveye çıkamazsınız. Eğer zirveyi hedefleyen bir insansanız her basamağa tek tek basmalısınız. Atlayarak gittiğiniz de olabilir ama basamağı sindirerek gitmek daha yararlıdır.
  • Türk’üm, Trabzonluyum ve adamım. (Milli Takımı 2004 Avrupa Futbol Şampiyonasına sokamayınca adamlığına, memleketine yönelik eleştirelere cevaben)
  • Ben mükemmel değilim ama mükemmelliği kovalayan biriyim.
  • Bütün bu zenginlere bakın. Bütün başarılı, başarısız insanlara bakın. Hayatının hiçbir döneminde hep kalabalık olmamışlardır. Yalnızlıklarında hayatta kalmasını bilmişler. Hepsinin de sıkıntısı vardı. Başarılı olan her insanın hayatında sıkıntılar göreceksiniz. Hiçbiri durup dururken oraya gelmedi. Bütün zorlukları aştıkları için oraya geldiler. Zorlukları aşmadan oraya gelen ve tepede duran bir insan ben görmedim. Bir tane olursa bana örnek gösterin.
  • Ben de onlar gibi ve daha iyisi olmak isterdim. Örneğin bir kaleci top kurtarmışsa, gol yemişse. Hiç gol yemeyen bir kaleci olma hayalim vardı. (Gençliğinde radyodan dinlediği futbolcular hakkında)
  • Severek oynamadım ama oynarken gereğini yaptım. Yani başlangıcım severek, isteyerek, planlanmış bir şey değildi. Ama oynadığım zaman işimin gereğini çok iyi profesyonel olarak yaptım. (Kaleciliği sevmez miydiniz sorusuna cevaben)
  • Adalet zengin bir hazinedir, günü gelince herkese lazım olur.
  • Adalet eğer yerini bulmazsa, ilahi adalet mutlaka yerini bulur.
  • Suç yokken suçlu arayanlar, suç varken suçlu bulamıyorlar.
  • Çok büyük hatalar yaparak golü yedik ama oyuncularımı tebrik ediyorum. Puan kaybedilebilir. Düzgün oynuyoruz, ne hakemleri ne rakipleri konuşuyoruz, verdiğimiz oyuncuya madde koydurmuyoruz. Umarım ülke futbolu bu mesajları alır. (22 Ocak 2011 tarihli Ankaragücü maçı sonrası)
  • Takım olarak kazanın ya da tek başınıza kaybedin. (TFF Olağanüstü Genel Kurul Kongresi’nde şike olayları ile ilgili…)
  • Kökleri burada ancak dalları dünyanın her yerinde olan bir kulübüz.
  • Futbolu eskiden açlar oynar, zenginler izlerdi; şimdi zenginler oynuyor, açlar izliyor.
  • Nereden geldiğini bilmezsen, bulunduğun yerden hep şikayetçi olursun.
  • Aydınlar ışığı gözüme değil önüme tutsun.
  • Hep Adaleti Kendinize Göre Kullanırsanız Hep Adaletsizlik Çıkar Ortaya.
  • Ne Yanlışa Ortak Oluruz Ne De Doğruya Yanlış Deriz.
  • Sermayemiz Para Değil, İtibarımızdır.
  • Konuşmasını Biliyorsan Konuş Da İlham Alsınlar.
  • Siz Kendinizi Değiştirirseniz, Herkesin Değiştiğini Ve Geliştiğini Göreceksiniz.
  • Emek Veren Bir Takım Olarak, Paraya Karşı Yetenek Ve Emeğin Savaşını Verdik. Tarih Bunları da Yazar.
  • Biz Kafamızı Kullanarak, Ayağımızla Gol Atıyoruz.
  • Futbolun Olması İçin Adaletin Ve Barışın Olması Gerekiyor.
  • Korku aklın katilidir.
  • Adaletin bittiği yerde anarşi başlar.
  • Olmaz mı? Bağımsızlık var, özgürlük var. Onun için çalıyorlar orada. Alet olarak boş olabilir ama düşünce olarak öyle. (Muhabirin vuvuzelayı göstererek, hocam hiçbir şey yok içerisinde demesi üzerine)
  • Ben A Milli Takım kaptanı olarak gazeteyi ziyarete gittiğimde Hıncal Uluç magazin sayfasında, Haşmet Babaoğlu ise kültür-sanat sayfasında çalışıyorlardı.
  • Eindhoven sokaklarını gezdim, pislikten geçilmiyordu ama tutup da kameraya çekmedim. (PSV maçı öncesi Trabzon’da rezil görüntüler çekilip tanıtım filmi diye kullanıldıktan sonra)
  • Ülke futbolunu ve ülkeyi yönetenlerden şüphe duyuyorum.
  • Bir panelde “Bu kadar Ankaralı varken bir Ankara takımını tutmaması ve Cumhuriyet’in başkentinden halâ bir şampiyon çıkmamış olması çok üzücü. Şahsen ben bir Trabzonlu olarak üzülüyorum, ya siz?”
  • Oynadığınız kitleye dikkat edin. Trabzonspor’la oynamak, ateşle oynamaktır.
  • Düğmenin ilkini yanlış bağladık, arkasından bağlamaya çalışıyoruz. Zaten ilki yanlış.
  • Önemli olan neye sahip olduğunuz değil kiminle paylaştığınızdır.

 

 

 

Kaynakça

1- Habertürk kanalı “Tek Başına” programı Şenol Güneş belgeseli

2-“Şenol Güneş’in 59 yıllık başarı öyküsü”. 01 Haziran 2012. Erişim tarihi: 01 Temmuz 2012.

3- Vikipedi

4- Trabzonspor Dergisi 100. sayı

 

Not: Bu yazı Kırk Adımda Trabzon kitabından alınmıştır.
Satış Linki
Yazı oluşturuldu 26

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön